Yayınlar

Resim
HAYYAM, HAYYAM, NİŞABURLU ÖMER HAYYAM Cennette hûriler varmış kara gözlü  Şarabın da oradaymış en güzeli Desene biz tam cennetlik olmuşuz Bak bir yanda şarap, diğer yanda sevgili   Ömer Hayyâm Attar’ın huzurundan ayrılıp iki tarafı devâsâ servi ağaçları ile çevrilmiş bir yoldan Ârâmgâh-ı Ömer Hayyam’a doğru ilerliyoruz. Attar’ın kabri ile Hayyam’ın anıt mezarı arasında aşağı yukarı 1 km.lik bir mesafe var. Ve çok geçmeden etrafı duvarlarla çevrilmiş, bahçeler içinde yatmakta olan Hayyam’a ulaşıyoruz. İrice çakıl taşları döşenmiş güzel bir yol bizi ona doğru götürüyor. Bahçenin girişinde yolun hemen sol tarafında büyükçe bir camekân içinde Hayyam’ın  bir büstü yer alıyor.. Ve Hayyam, mermer kabri üzerinde yükselen helezonik kubbesiyle karşılıyor ziyaretçilerini.. Firuze renkli çiçek bezemeleriyle, geometrik süslemeleriyle herhalde Hayyam’ın dünyasını resmediyor bu anıt mezar.. Tanıyalım isterseniz burada yatan zâtı.. Ebu’l-feth Gıyaseddin Ömer bin İbrahim el-Hayyam.. Biz onu daha çok bi
Resim
  BİR ÇÖL GÜZELİ : YEZD O BİR ÇÖL GÜZELİ  Uçsuz bucaksız İran çöllerinin ortasında bir çöl güzeli : Yezd. Çölde yolculuk eder de “serâb” görmedim derseniz olmaz... Hele yolculuğunuz Temmuz, Ağustos ayları gibi çöl sıcaklarının bütün yakıcılığı ile hüküm sürdüğü günlere rastlarsa.. Dünyanın yaşayan en eski kentlerinden birisi olan ve Deşt-i Kebîr ile Deşt-i Lût çöllerinin birleştiği yerde kurulmuş bulunan  Yezd’e gelirken ilk kez çölün kızgın kumları üzerindeki bu ışık  oyununa bütün ihtişamı ile şahit oluyorum..   Dr. Behişti Meydanı'nda - Yezd Olağanüstü bir güzellik bu.. Hiç kuşku yok ki yaklaşık 700 yıl önce bu topraklardan geçen, bu şehrin sokaklarında dolaşan büyük seyyah Marco Polo’nun ayak izlerinden yürümek tarifi mümkün olmayan heyecan verici bir duygu..  Yaklaşık 500.000 civarındaki nüfusuyla Yezd, adını verdiği eyaletin de merkezi.. Yezd Eyaletin’e bağlı önemli şehirler arasında, İranlıların “ şehristan ” dedikleri Ebrkûh, Mehriz, Bafk, Erdekân ve Meybed gibi daha küçük
Resim
BÜYÜK SELÇUKLU SARAYININ UNUTULMAZ PRENSESİ:  TERKEN HATUN   “Ulaşamadığınız ne varsa  mutlaka ona giden bir yol vardır.”    Erdem Bayazıt   Büyük Selçuklu Devleti’nin siyasî hayatında kadınların, önceki devletlere nazaran, çok daha faal rol oynadığı bir gerçektir.. Başlangıçta hanedana mensup kadınlar, eski Türk geleneğine uygun olarak, devletin gelişmesinde ve kuvvet­lenmesinde etkili olmuşlardır. Bunlar­ın ilki yine Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in eşi Harzemli Altuncan Hatun’dur. O da Tuğrul Bey gibi Rey’de medfundur.. Sultan Çağ­rı Bey’in kızı Hatice Arslan Hatun, Selçuklu devlet geleneğinde etkili olmuş bir başka hanım sultandır..  Melikşah’ın hanımı Zübeyde Hatun, Muhammed Tapar’ın eşi Gevher Hatun, Sultan Arslan Şah’ın annesi Mü’mine Hatun bunlar arasında dikkati çekenlerdir..     Sultan Melikşah, Eşi Terken Hatun, şehzadeleri Sultan Berkyaruk, Şehzade Ahmed ve Sultan Mahmud ile Büyük Vezir Hâce Nizamülmülk’ün kabirlerinin bulunduğu Isfahan’daki kabristan. İşte bu hanım sultanlar